Her şeye rağmen okumak çok güzel fakat öğrenci olmak daima zordur.
31 Mart 2014 Pazartesi
29 Mart 2014 Cumartesi
Ertelemeler de Stresi Körüklüyor
Öğrencilerin, birçok nedenle yapmaları gereken çalışmaları erteleyerek tamamlamamaları stresi körüklüyor.
Sınav Stresinin Öğrenci Üzerindeki Etkileri
Sınavlara hazırlanırken önemli bir konuda, heyecan ve stresi yenmeyi öğrenmektir. Sınava hazırlık aşamasında yapılan deneme sınavlarıyla başlayan ve öğrencinin gerçek performansını ortaya koymasını engelleyen sınav stresini nasıl yenebiliriz? Bu konu üzerinde duralım.Sınav öncesinde ve sırasında ellerde terleme, kalp çarpıntısının başlaması, el ve ayaklarda titremeyle birlikte gelen boşalmalar, baş dönmesi gibi belirtiler bize sınav stresini çağrıştırır.
Öncelikle sınav stresinin nedenlerine bakacak olursak; bana göre en temelde, yanlış benlik algısı yatmaktadır. Ben yapamam, ben başaramam, zaten bu güne kadar her şeyi yüzüme gözüme bulaştırdım gibi algılar sınav sırasında strese neden olmaktadır. Bir başka önemli neden sınava yeterince hazır olmamaktır. Tam hakkıyla öğrenilmeyen, yeterince çalışılmamasından dolayı yarım yamalak akılda kalan bilgilerde sınav öncesinde ve sırasında strese neden olmaktadır.
Bir başka neden ailenin sınav başarısı konusunda öğrenciye baskı uygulamasıdır. Buradan sadece “bu sınavı kazanmalısın, bu senin son şansın, kazanamazsan gözüme görünme “ gibi direk baskılar anlaşılmamalıdır. Dolaylı baskılar da öğrenciler üzerinde olumsuz etkilere yol açabilir. Bunlarda “yemedim yedirdim, giymedim giydirdim, saçımı süpürge ettim yeter ki sen okuyasın diye” tarzı yaklaşımlardır. Her iki durumda da öğrenci üzerinde bir baskı oluşmakta ve sınav stresi gelişebilmektedir.
Sınav sırasında düşünce akışı şu şekilde gerçekleşmektedir; öğrenci daha sınav başlar başlamaz, bu sınavda başarılı olmalıyım yoksa annem babam çok üzülür, arkadaşlarımın yüzüne nasıl bakarım gibi bir düşünceye kapılır ve asıl, sorularla uğraşması gerekirken sınav sonrasına ilişkin düşünceler geliştirmeye başlar. Birde sınav sırasında birkaç zor soruyla karşılaşır ve yapamazsa bu defada “ya diğer sorularda böyle zorsa ve ben onları yapamazsam rezil olurum, hayatım kararır”, şeklinde düşünceler gelişmeye başlar ve aslında sakin bir şekilde ele alındığında rahatlıkla çözülebilecek sorular yanlış düşünce akışı nedeniyle çözülemez ve istenmeyen sonuçlar meydana gelir.Burada şüphesiz ailelere de büyük rol düşmektedir. Anne baba tutumu daima öğrenciyi destekler tarzda olmalıdır. Bence öğrenciye verilecek mesaj direk şu olmalıdır: “bu sınav her şeyin sonu demek değildir, başarısız olsan da önüne bir çok fırsatlar çıkacaktır, sınavı kazansan da kaybetsen de sen bizim çocuğumuzsun sırf bu nedenden dolayı seni çok seviyoruz”. Bu ifadeleri maalesef bir çok aile kullanamamaktadır. Zaten sınava giren öğrencilerin ancak %10’unun iyi bir yere yerleşeceği sınavda kendi
adına gerginlik hisseden öğrenciler, birde ailelerin direk yada dolaylı baskıları nedeniyle strese kapılmakta ve gerçek performanslarını sergileyememektedirler.
Gelin şimdide, sınav stresini nasıl yenmeliyiz? sorusuna cevap arayalım. Bu konuyu zihinsel çalışmalar ve bedensel çalışmalar olarak iki kısımda inceleyebiliriz.
Kaynak:http://www.ogrenchi.com/sinav-stresinin-ogrenci-uzerindeki-etkileri.html(29.03.2014)
Etiket::öğrenci, Öğrenci Sorunları, öğrenciler, öğrenciler hakkında, öğrencilerin sınav problemleri, öss sınav stresi, sınav kaygısı, Sınav Stresi, sınav stresini nasıl yeneriz
Öncelikle sınav stresinin nedenlerine bakacak olursak; bana göre en temelde, yanlış benlik algısı yatmaktadır. Ben yapamam, ben başaramam, zaten bu güne kadar her şeyi yüzüme gözüme bulaştırdım gibi algılar sınav sırasında strese neden olmaktadır. Bir başka önemli neden sınava yeterince hazır olmamaktır. Tam hakkıyla öğrenilmeyen, yeterince çalışılmamasından dolayı yarım yamalak akılda kalan bilgilerde sınav öncesinde ve sırasında strese neden olmaktadır.
Bir başka neden ailenin sınav başarısı konusunda öğrenciye baskı uygulamasıdır. Buradan sadece “bu sınavı kazanmalısın, bu senin son şansın, kazanamazsan gözüme görünme “ gibi direk baskılar anlaşılmamalıdır. Dolaylı baskılar da öğrenciler üzerinde olumsuz etkilere yol açabilir. Bunlarda “yemedim yedirdim, giymedim giydirdim, saçımı süpürge ettim yeter ki sen okuyasın diye” tarzı yaklaşımlardır. Her iki durumda da öğrenci üzerinde bir baskı oluşmakta ve sınav stresi gelişebilmektedir.
Sınav sırasında düşünce akışı şu şekilde gerçekleşmektedir; öğrenci daha sınav başlar başlamaz, bu sınavda başarılı olmalıyım yoksa annem babam çok üzülür, arkadaşlarımın yüzüne nasıl bakarım gibi bir düşünceye kapılır ve asıl, sorularla uğraşması gerekirken sınav sonrasına ilişkin düşünceler geliştirmeye başlar. Birde sınav sırasında birkaç zor soruyla karşılaşır ve yapamazsa bu defada “ya diğer sorularda böyle zorsa ve ben onları yapamazsam rezil olurum, hayatım kararır”, şeklinde düşünceler gelişmeye başlar ve aslında sakin bir şekilde ele alındığında rahatlıkla çözülebilecek sorular yanlış düşünce akışı nedeniyle çözülemez ve istenmeyen sonuçlar meydana gelir.Burada şüphesiz ailelere de büyük rol düşmektedir. Anne baba tutumu daima öğrenciyi destekler tarzda olmalıdır. Bence öğrenciye verilecek mesaj direk şu olmalıdır: “bu sınav her şeyin sonu demek değildir, başarısız olsan da önüne bir çok fırsatlar çıkacaktır, sınavı kazansan da kaybetsen de sen bizim çocuğumuzsun sırf bu nedenden dolayı seni çok seviyoruz”. Bu ifadeleri maalesef bir çok aile kullanamamaktadır. Zaten sınava giren öğrencilerin ancak %10’unun iyi bir yere yerleşeceği sınavda kendi
adına gerginlik hisseden öğrenciler, birde ailelerin direk yada dolaylı baskıları nedeniyle strese kapılmakta ve gerçek performanslarını sergileyememektedirler.
Gelin şimdide, sınav stresini nasıl yenmeliyiz? sorusuna cevap arayalım. Bu konuyu zihinsel çalışmalar ve bedensel çalışmalar olarak iki kısımda inceleyebiliriz.
Kaynak:http://www.ogrenchi.com/sinav-stresinin-ogrenci-uzerindeki-etkileri.html(29.03.2014)
Etiket::öğrenci, Öğrenci Sorunları, öğrenciler, öğrenciler hakkında, öğrencilerin sınav problemleri, öss sınav stresi, sınav kaygısı, Sınav Stresi, sınav stresini nasıl yeneriz
Sınav Stresini Yenmek İçin Yapılan Zihinsel Çalışmalar
Sınav ve sonrası için olumsuz düşünceler geliştirmeyi engelleyerek işe başlamalıyız. Her şeyden önce şunu iyi bilmeliyiz ki, gerek ygs olsun gerekse diğer sınavlar asla bir kişilik testi değildir. Bu nedenle sonuçları asla kişiliğimizle ilişkilendirilmemelidir. Bir çok sınavda başarısız olunabilir bu bizim kişilik zafiyeti içinde olduğumuzu göstermez. Çünkü burada ölçülen kişilik değil bilgidir. Aksi düşünülseydi ancak % 10’unun iyi bir yerlere girdiği ve % 90’ının amacına ulaşamadığı bir
sınavda “kişilik zafiyeti” olanların oranı bizi endişelendirmeliydi diye düşünüyorum. Diğer bir konu, bu sınav asla bir ölüm kalım sınavı değildir.
Sınavda başarılı olmak ve hayatımıza bu yönde şekil vermek yollardan sadece bir tanesidir. Yaşam insanların önüne bir çok seçenek sunmaktadır. İlgilerimiz, yeteneklerimiz doğrultusunda -ygsyi kazanamasakta- başarılı olabileceğimiz bir çok alan vardır. Hayatta mutlu olmak için mutlaka ygsyi kazanmak şart değildir. Üniversite okumamış ancak mutlu yaşayan birçok insan vardır. Çevremize baktığımızda bu insanları çok rahat görebiliriz. Diğer bir düşünmemiz gereken konu gerek sınav öncesinde gerekse sınav sırasında olumsuz düşünceler içinde olmamızın bize ne faydasının olacağını iyi düşünmemiz gerekmektedir. Gerek sınav öncesinde gerekse sınav sırasında olumsuz düşünceler geliştirmiş ve başarılı olmuş kaç insan vardır sizce?
Kaynak:http://www.ogrenchi.com/sinav-stresinin-ogrenci-uzerindeki-etkileri.html(29.03.2014)
Etiket:öğrenci, Öğrenci Sorunları, öğrenciler, öğrenciler hakkında, öğrencilerin sınav problemleri, öss sınav stresi, sınav kaygısı, Sınav Stresi, sınav stresini nasıl yeneriz
sınavda “kişilik zafiyeti” olanların oranı bizi endişelendirmeliydi diye düşünüyorum. Diğer bir konu, bu sınav asla bir ölüm kalım sınavı değildir.
Sınavda başarılı olmak ve hayatımıza bu yönde şekil vermek yollardan sadece bir tanesidir. Yaşam insanların önüne bir çok seçenek sunmaktadır. İlgilerimiz, yeteneklerimiz doğrultusunda -ygsyi kazanamasakta- başarılı olabileceğimiz bir çok alan vardır. Hayatta mutlu olmak için mutlaka ygsyi kazanmak şart değildir. Üniversite okumamış ancak mutlu yaşayan birçok insan vardır. Çevremize baktığımızda bu insanları çok rahat görebiliriz. Diğer bir düşünmemiz gereken konu gerek sınav öncesinde gerekse sınav sırasında olumsuz düşünceler içinde olmamızın bize ne faydasının olacağını iyi düşünmemiz gerekmektedir. Gerek sınav öncesinde gerekse sınav sırasında olumsuz düşünceler geliştirmiş ve başarılı olmuş kaç insan vardır sizce?
Kaynak:http://www.ogrenchi.com/sinav-stresinin-ogrenci-uzerindeki-etkileri.html(29.03.2014)
Etiket:öğrenci, Öğrenci Sorunları, öğrenciler, öğrenciler hakkında, öğrencilerin sınav problemleri, öss sınav stresi, sınav kaygısı, Sınav Stresi, sınav stresini nasıl yeneriz
Sınav Stresini Yenmek İçin Yapılan Bedensel Çalışmalar
Bedensel çalışmaların en başında tabi ki nefes egzersizi gelmektedir. Yaşanan stres sırasında kan bedenin iç kısımlarına çekilir. Bu nedendendir ki el ve ayaklarda soğuma meydana gelir. Vücudun her yerine kan ve oksijen gidebilmesi için yaşanan stres sırasında nefes egzersizi yapmak, sağlıklı değerlendirme yapabilmek ve stresi yenmek için önemli bir konudur. Peki nefes egzersizi nasıl yapılır? Sağ elinizin avuç içini midenize, sol elinizin avuç içini göğsünüze koyun. Nefes aldığınızda sağ eliniz hareket ediyorsa doğru nefes alıyorsunuz demektir. Vücudumuzun oksijen ihtiyacını karşılayabilmek için burundan yavaş bir şekilde nefes alarak akciğerlerimizi tamamen doldurmamız, havayı içimizde iki saniye tutmamız ve nefes alırken geçen sürenin iki katı sürede nefesimizi dışarı vermemiz gerekmektedir. Dört beş normal nefesten sonra tekrar aynı şekilde nefes alıp vermemiz gerekmektedir. Nefes egzersizini bir anda iki defadan fazla yapmamamız gerekmektedir. Çünkü bu defada vücuda giren oksijen miktarında artış olacağından baş ağrısı veya baş dönmesi yaşanabilecektir. Bu şekilde gün içerisinde 40-45 defa bu şekilde nefes alıp vermemiz kaygıyı azaltacak ve hatta zamanla bizim için tehlikeli olmaktan çıkartacaktır.
Bedensel çalışmaların ikincisi de fiziksel egzersizlerdir. Her gün yapılan 15-20 dakikalık fizik egzersiz, bu sırada vücutta salgılanan birtakım maddeler nedeniyle bedensel açıdan rahatlamak ve iyi bir öğrenme gerçekleştirmek için gereklidir. Fiziksel egzersiz koşma, zıplama vs. gibi yorucu olmamalı, daha çok eğilip kalkma, sağa sola esneme şeklinde olmalıdır. Birde günlük yapılan yarım saatlik yürüyüş hem bedensel sağlık hem de stresi yenme konusunda fayda sağlayacaktır
Kaynak:http://www.ogrenchi.com/sinav-stresinin-ogrenci-uzerindeki-etkileri.html(29.03.2014)
Etiket:öğrenci, Öğrenci Sorunları, öğrenciler, öğrenciler hakkında, öğrencilerin sınav problemleri, öss sınav stresi, sınav kaygısı, Sınav Stresi, sınav stresini nasıl yeneriz
Bedensel çalışmaların ikincisi de fiziksel egzersizlerdir. Her gün yapılan 15-20 dakikalık fizik egzersiz, bu sırada vücutta salgılanan birtakım maddeler nedeniyle bedensel açıdan rahatlamak ve iyi bir öğrenme gerçekleştirmek için gereklidir. Fiziksel egzersiz koşma, zıplama vs. gibi yorucu olmamalı, daha çok eğilip kalkma, sağa sola esneme şeklinde olmalıdır. Birde günlük yapılan yarım saatlik yürüyüş hem bedensel sağlık hem de stresi yenme konusunda fayda sağlayacaktır
Kaynak:http://www.ogrenchi.com/sinav-stresinin-ogrenci-uzerindeki-etkileri.html(29.03.2014)
Etiket:öğrenci, Öğrenci Sorunları, öğrenciler, öğrenciler hakkında, öğrencilerin sınav problemleri, öss sınav stresi, sınav kaygısı, Sınav Stresi, sınav stresini nasıl yeneriz
Zaman Düzenleme Ve Planlı Çalışma
Çaba, enerji ve zamanı en ekonomik şekilde kullanmak istiyorsak bir programa bağlanmalıyız. Zamanı boşa geçirmek, yaşamı boşa geçirmektir. Ve boşa geçen zaman asla telafi edilemez.
Bazı öğrenciler için özellikle derslerin başlangıcında çalışmaya düzenli bir biçimde yoğunlaşma zor gelir. Bu zorluk genellikle uzun süreli planlama ve çalışma programının yokluğundan kaynaklanır. Öğrenciler zamanlarını planlamayı ve bunu yazılı hale getirmeyi önemli bulmazlar. Oysa yapılan çalışmalar derslerdeki başarı ile gerçekçi planlama arasında önemli ilişki olduğunu ortaya koymaktadır.
Kaynak:http://www.ogrenchi.com/sinav-stresinin-ogrenci-uzerindeki-etkileri.html(29.03.2014)
Bazı öğrenciler için özellikle derslerin başlangıcında çalışmaya düzenli bir biçimde yoğunlaşma zor gelir. Bu zorluk genellikle uzun süreli planlama ve çalışma programının yokluğundan kaynaklanır. Öğrenciler zamanlarını planlamayı ve bunu yazılı hale getirmeyi önemli bulmazlar. Oysa yapılan çalışmalar derslerdeki başarı ile gerçekçi planlama arasında önemli ilişki olduğunu ortaya koymaktadır.
Kaynak:http://www.ogrenchi.com/sinav-stresinin-ogrenci-uzerindeki-etkileri.html(29.03.2014)
Verimli Ders Çalışma
Ana, baba ve öğretmenlerin öğrenciden genel beklentisi, onların "derslerine çok çalışıp, başarılı olmaları" yönündedir. Beklenti böyle olunca başarısızlığın nedeni, "yeterince çalışmamak" olarak görülmekte ve öğrenciden sürekli daha çok çalışması istenmektedir. Oysa gerekli olan "Bilinçsizce çok çalışmak" değil; verimli ders çalışma yollarını iyi bilerek ve bunlardan gereğince yararlanarak etkili çalışmaktır.
Verimli ders çalışma yollarını öğrenmek isteyen öğrencinin, önce bu yönde olumlu alışkanlıklar kazanmaya kararlı ve niyetli olması gerekir. Buna karar verdikten sonra ders çalışmasını aksatan ya da kolaylaştıran alışkanlıklarının bir listesini yapmalıdır. Bir yandan listede yer alan olumsuz alışkanlıklarını bırakmaya çalışırken öbür yandan da olumlu alışkanlıklarını pekiştirmek için çaba göstermelidir. Çalışma ve denemeler, olumsuz alışkanlıklar atılıncaya, olumlu alışkanlıklar iyice yerleşinceye kadar sürdürülmelidir.
Kaynak:http://www.ogrenchi.com/sinav-stresinin-ogrenci-uzerindeki-etkileri.html(29.03.2014)
Verimli ders çalışma yollarını öğrenmek isteyen öğrencinin, önce bu yönde olumlu alışkanlıklar kazanmaya kararlı ve niyetli olması gerekir. Buna karar verdikten sonra ders çalışmasını aksatan ya da kolaylaştıran alışkanlıklarının bir listesini yapmalıdır. Bir yandan listede yer alan olumsuz alışkanlıklarını bırakmaya çalışırken öbür yandan da olumlu alışkanlıklarını pekiştirmek için çaba göstermelidir. Çalışma ve denemeler, olumsuz alışkanlıklar atılıncaya, olumlu alışkanlıklar iyice yerleşinceye kadar sürdürülmelidir.
Kaynak:http://www.ogrenchi.com/sinav-stresinin-ogrenci-uzerindeki-etkileri.html(29.03.2014)
İleriye Bak
Öncelikle ileriye bak basamağından başlayalım. Öğrenci sınıfta öğretmenini dinlerken, öğetmenin anlattıklarından yola çıkarak daha sonra neler söyleyebileceğini tahmin etmeye çalışmalıdır. Bu da öğrencinin dikkatinin dağılmasını engeller ve öğrenciyi devamlı uyanık tutar. Hatta öğrencinin aktif olarak katılmasını sağlar. Öğrenci daha önceden o günkü konuları okuyarak sınıfa gelirse hem anlatılanlara yabancı kalmamış olur hem de dersteki tahminlerini daha kolay bir şekilde yapar. Bu yöntemle öğrenci derste anlatılanları daha önce okuduğu için daha kolay bir şekilde hatırlar .
Kaynak:http://www.ogrenchi.com/sinav-stresinin-ogrenci-uzerindekietkileri.html(29.03.2014)
Fikirler

İkinci olarak fikirler basamağı karşımıza çıkıyor. Bu basamak bize önemli fikir ve düşüncelere önem vermemiz gerektiğini ve bunları göz ardı etmememiz gerektiğini anlatmaktadır. Öğrenci öğretmenin bir ders boyunca anlattıklarının ana fikrini bulmaya çalışmalıdır. Ders boyunca kendi kendine bu konunun ana fikri nedir?, Burada anlatılmak istenen nedir? gibi sorular sorması gerekir. Bu sorular öğrencinin ana fikir ve kavramları bulmasına yardımcı olur.
Kaynak:http://www.ogrenchi.com/sinav-stresinin-ogrenci-uzerindeki-etkileri.html(29.03.2014)
Kaynak:http://www.ogrenchi.com/sinav-stresinin-ogrenci-uzerindeki-etkileri.html(29.03.2014)
Not Tutma
En son basamak ise " Not Tutma" basamağıdır. Dinleme yoluyla öğrenilen bilgiler çok uzun süreler hafızada duramaz. Öğrenilenlerin zaman zaman tekrar edilmesi gerekir. Bir öğrenci ders sonunda, o derste dinlediğinin ancak %55 ini hatırlayabilir.Tekrar yapılmadığı sürece bu oran bir hafta sonra %17 lere düşer. Bu yüzden not tutmanın çok büyük bir önemi vardır. Not tutmanın iki önemli yararı vaırdır. Bunlarda birincisi eğitimin temel şartı olan "Aktif katılımı" sağlar. Öğrenci derste pasif durumdan aktif duruma ggeçer. Not tutma sayesinde derste devamlı uyanık olur, dikkatini derse yoğunlaştırır ve dikkatinin dağılmasını engeller. İkinci önemli yararı ise unutmayı engellemesidir. Unutkanlık düşmanını bizim avantajımıza çevirerek en önemli girişim not tutmaktır. Özellikle alınan notlar eve gelince bir de temize çekilirse hafızaya daha iyi yerleşir.
Kaynak:http://www.ogrenchi.com/sinav-stresinin-ogrenci-uzerindeki-etkileri.html(29.03.2014)
Kaynak:http://www.ogrenchi.com/sinav-stresinin-ogrenci-uzerindeki-etkileri.html(29.03.2014)
27 Mart 2014 Perşembe
25 Mart 2014 Salı
Sen Kafanı Yorma Oğlum
Ezberci eğitim sistemi;seneler sonra hiçbir şeyi tam olarak öğrenmediğini,anladığını, herşeyi yarımyamalak hatırladığını fark etmektir.
Ezbere Dayalı Eğitim Sistemi
Ezbere dayalı eğitim sistemi öğrencileri beynin sol lobuna hapseder; yaratıcılığı, bütünü görmeyi,görsel zekayı ve sezgiyi artıran sağ lob ise köreltilir. Bu yüzden öğrencilerin üretkenlik potansiyelleri kat kat azalır.
24 Mart 2014 Pazartesi
23 Mart 2014 Pazar
Okul ve Meslek Seçiminde Çocuğa Baskı
Meslek seçiminin hayatımıza yön veren en önemli
kararlardan biri olduğunu belirten Haliç Üniversitesi Psikoloji Bölüm Başkan
Vekili Prof. Dr. Adnan Kulaksızoğlu, ailelerin çocuklarına yeteneklerini geliştirme
fırsatı vermeleri gerektiğini söyledi. Kulaksızoğlu, aileye düşen görevlerden
birinin çocuğa okul ve meslek seçimi konusunda baskı yapmamaları olduğunu da
vurguladı.
Haliç Üniversitesi Psikoloji Bölüm Başkan Vekili Prof.
Dr. Adnan Kulaksızoğlu’nun üniversite, meslek ve meslek seçimi konularında
görüşlerine başvurduk. Kulaksızoğlu’nun açıklamaları özetle şöyle:
Üniversiteler bilimsel özerkliğe ve kamu tüzel kişiliğe sahip, yüksek düzeyde
eğitim-öğretim, yayın ve bilimsel araştırma yapan enstitü, fakülte ve
yüksekokul gibi birimlerden oluşan öğretim kurumlarıdır. Her kurum gibi
üniversiteler de farklı gelişmişlik düzeyindedir. Üniversite gibi bir kurumun
niteliğini her şeyden önce çalıştırdığı öğretim elemanları belirler.
Öğretim elemanının yayınladığı ulusal ve uluslararası
yayınlar, bu yayınların belirli bilimsel indekslerce taranan dergilerde çıkmış
olması, yayınlarına yapılan atıf sayısı, alan bilgisi, ders anlatma becerisi,
eğitimsel görsel işitsel araçları kullanıp kullanmaması, yenilikleri takip edip
etmemesi, öğrenciyle kurduğu iletişimin kalitesi, derste öğrenciyi etken tutma
ve sınıf yönetim becerisi, zamanı verimli kullanması gibi birçok özellik
öğretim elemanının niteliğini yansıtır.
Öğrenciye ait özellikler de bir üniversitenin niteliğinin
belirleyicilerindendir. Öğrencinin okuyacağı alanı isteyerek seçmesi, alanı
öğrenmeye yönelik güdüsü, konular hakkındaki ön bilgisi, ders çalışma becerisi
ve kitap okuma alışkanlığı, üniversitede geçirdiği zaman, katıldığı serbest
zaman etkinlikleri ve zamanı kullanma becerisi gibi birçok özelliği
üniversitenin niteliğini artırır.
“ Maddi gücü yüksek olmalı ”
“ Maddi gücü yüksek olmalı ”
Üniversitedeki ders araç gereçlerinin ve laboratuvarın,
araştırma birimlerinin varlığı ve kullanıma açık olmaları ve öğretim
elemanlarının bunları kullanma sıklığıyla üniversitenin binalarının ve yeşil
alanlarının fiziki koşulların uygunluğu da üniversitenin kurumsal niteliğinin
olumlu olarak ortaya çıkmasına yardım eder. Bir yükseköğretim kurumunun parasal
kaynakları ne kadar güçlü ise öğrenci başına harcanan para ne kadar yüksekse,
üniversitenin niteliği de o oranda artacaktır. Harcanan para binaların
donanımını, kütüphanelerin zenginleştirilmesini, üniversitenin sağlık, spor ve
kültür hizmetlerinin daha da kaliteleşmesini sağlar. Öğretim elemanlarının
tatmin edici ücretler alması, öğretim elemanlığına talebi artıracaktır.
Meslek, devamlı olarak yapılan, yaşama maddi ve manevi
doyum veren, belirli bir eğitim ve tecrübeyi gerektiren, bir dereceye kadar
bilgi ve beceri isteyen toplumda belirli bir ihtiyacı gideren ve genel ahlak
kurallarıyla çelişmeyen faaliyettir. Meslek hem para kazanarak yaşamını devam
ettirmenin bir yoludur hem de kendini geliştirme ve gerçekleştirmek için bir
araçtır. Mesleğimiz hangi çevrede yaşayacağımızı, kimlerle iletişim içinde
olacağımızı ve yaşama şartlarımızın nasıl olacağını belirler. O nedenle meslek
seçimi, alacağımız önemli karalardan biridir. Birbirinden değişik binlerce
meslek vardır. Bunları farklı özelliklere göre sınıflandırabiliriz:
- Uzmanlık isteyen meslekler
- Beceriye dayalı meslekler
Uzmanlık isteyen meslekler üniversite diploması
gerektirmekte, beceriye dayalı mesleklerde diploma aranmamaktadır.
Ailelere düşen önemli görevleri PROF. Dr. Adnan
Kulaksızoğlu velilere düşen görevleri şöyle sıraladı:
- Çocuk ve ergene kendilerini tanıma, ilgi ve
yeteneklerini geliştirme fırsatı verme,
- Önyargı oluşturmama,
- Tatillerde çalışma ve iş tecrübesi kazanmaları için
yönlendirme, sorumluluk verme,
- Mesleki değerlerini (hizmet etme, kendini geliştirme,
para kazanma, işbirliği yapma, vb.) geliştimek için çocuğa fırsat tanıma,
- Okul ve meslek seçiminde kesinlikle baskı yapmama.
Kulaksızoğlu daha sonra şunları söyledi:
“Meslek seçimi, hayatınıza yön veren karalardan biri
olduğuna göre bireyin önce şu soruların cevaplarını vermesi doğru karar
almasını sağlayacaktır: “Yapmaktan hoşlandığım ve hoşlanmadığım faaliyetler
neler? Kapasitemi tanıyor muyum? Gelecekte ne yapmak istiyorum, mesela on yıl
sonra kendimi nerelerde görüyorum? Meslekleri yeterince tanıyor muyum? Seçmek
istediğim meslek yeteneklerimle uyuşuyor mu?” Meslek seçmek isteyenlerin bu
soruların cevaplarını aramaları yanında üniversiteye dayalı meslek edinmek isteyenlerin
seçmek istedikleri yükseköğretim programına dair bilgi toplaması, o alandan
mezun meslek elemanlarıyla görüşüp değerlendirme yapması doğru kararlar
vermelerine yarayacaktır.”
Kaynak:http://haber.gazetevatan.com/okul-ve-meslek-seciminde-cocuga-baski-yapmayin/430752/4/yazarlar(23.04.2014)
22 Mart 2014 Cumartesi
21 Mart 2014 Cuma
20 Mart 2014 Perşembe
Doğuda Öğrenci Olmak
Bizler ise uyuyakaldım ya da bugün ders dinlemek istemiyorum gibi bahaneler öne sürerek kolaya kaçıyoruz maalesef.Yapmamız gereken yalnızca oturup düşünmek.
Zor şartlar altında okumaya çalışan minik arkadaşlarımız.
Soruya Göre Cevap
Renkli kişiliği ve düşük not vermesi ile öğrencileri arasında özel bir üne sahip olan felsefe öğretmeni, sınav yapacağı gün öğrencilere, önce kâğıt ve kalemlerini hazırlamalarını söyledi, sonra da sandalyesini kaldırıp masanın üzerine koydu.
Sonra:
"Sınav sorumu soruyorum" dedi. "Bu sandalyenin var olmadığını
kanıtlayınız."
Sıfırcı felsefe öğretmeni, sınav kâğıtlarını okuduktan sonra, bu konudaki ününe gölge düşüreceğini bilmesine rağmen, hayatında ilk kez bir öğrencisine yüz üzerinden yüz vermek zorunda kaldı.
Öğrencinin sınav kâğıdında yalnızca şu iki sözcük yer alıyordu:
- Hangi sandalyenin?
18 Mart 2014 Salı
Final Haftası Muhabbetleri
Sınavlar yaklaştığında hep beraber ders çalışma ihtiyacı duyulur ve her grupta illaki sınavları dalgaya alan bir arkadaş da bulunur.
Final Sınavı Şarkısı - Ellerimde Notlarla
Sınavlarla baş edemeyen öğrenciden müthiş bir çıkış parçası:)
Sınav Zamanı
Mükemmel bir ara tatilin ardından kafasını toplayan ya da aile baskısıyla toplamak zorunda kalan öğrenci, ders kaydı haftasında yine kendini bir koşturmacanın içinde bulur. Acaba hangi hocanın dersini alsam geçerim, hangisinin notu boldur kaygısıyla dolu gergin bir döneme başlayan öğrencinin iki yakası bir araya gelmez. Üniversite okuyanımız bilir efendim. Öğrencinin yılın belli aralıklarında gerildiği vize ve final dönemleri vardır. Ve bu dönemlerde öğrenci cebindeki son harçlığa kadar hepsini ders notları için kırtasiyeye verir. Öğrenci olmanın, başka şehirlerde okumanın zorluğunun üstüne bir de bu sınavlar tuzu biber oluverir. Daha derslere bile adapte olamayan öğrenci bir anda kendini dağ gibi biriken notların içinde kaybolmuş olarak bulur.
Kaynak:http://eaktasyaprak.blogspot.com.tr/2013/07/vize-final-zaman-magdur-ogrencinin.html(18.03.2014)
Etiketler: okul, sınavlar, vize-final, öğrenci halleri
Eşitlik?
Adil bir sınav olabilmesi için herkesin aynı sınavdan geçmesi gerekiyor.Adillik anlayışında gelinen son nokta...
12 Mart 2014 Çarşamba
Gülümse Sadece
Sizlerin gülümsemeniz kadar masum bir şey yok şu hayatta :) Eğitime yeni başlayayanların tebessümleri sizlersiniz .. Açlığın tokluğun büyük farkını gören, en küçük şeylerin bile değerini sizlerden başka en iyi bilen yoktur.Her daim gülümseyin, size bu yakışıyor.
4 Mart 2014 Salı
Öğrencilerin Sorunları
Okullarda öğrencilerin sık karşılaştığı sorunları şu şekilde sıralayabiliriz.
1-Şiddete maruz kalma: Öğrencilerin birçoğu kendisinden yaşça büyük olan üst sınıf öğrencilerin şiddetine maruz kalabilir. Teneffüslerde öğrencilerin kontrol edilmesi için görevlendirilen bahçe nöbetçisi bir öğretmenin bu olayların önüne geçip bu olaylara engel olması çok zordur. Öğrencinin öğretmenine şikâyeti ile sonuçlanan bu durum çoğu zaman öğrencilerin sindirilmesi ile kapatılmaktadır.
2-Dışlanma: Öğrenciler farklı kültür yapılı ailelerden gelmektedir. Öğrencilerin birbirlerine uyum sağlaması bazen zor süreçlerden geçmektedir. Kimi çocukların okula uyum sağlaması zordur. Okula uyum sağlayamayan çocuklar kendilerini okuldan soyutlamaktadır. Çocukların okuldan soyutlanması bazen kendisinden kaynaklanmayabilir. Bazı öğrenciler arkadaşları tarafından dışlanıp soyutlanmaktadır. Her sınıfta mutlaka sevilmeyen yaramaz bir öğrenci vardır. Bu öğrencilerin mutlaka kazanılmaya çalışılması gerekir.
3-Sosyal bozulmalar: Birçok öğrenci sosyal çevresinin etkisi ile bozulmaktadır. Bozulmanın ilk işareti dilde görülür. Öğrencinin ağzı giderek bozulur Küfür etmek ilk zamanlar kötü bir davranış olarak algılanırken ilerleyen zamanlarda sosyal çözülme ve bozulma yaşayan öğrenciye küfür doğal ve olağan bir davranış olarak gelmeye başlar.
Kaynak:http://narpare.com/ogrencilerin-okulda-sik-karsilastigi-sorunlar.html(04.03.2014)
Etiketler:öğrenci sorunlarıöğretmen dayağıöğretmen ilişkileriokulokulda dayakokulda dışlanmaokulda
2 Mart 2014 Pazar
Haftasonu Dramı
Hafta sonunu en neşesiz kılan saatlere girmiş bulunmaktayız öğrencilik mağduru olan arkadaşlarım.Şu saatlerde çoğu öğrencinin ateşlenme seviyesinde yükselmeler,cumadan beri sapasağlam olan bedenlerinde ağrılar,''anne ben hasta mı oluyorum acaba ''gibi ruh hallerine girmeler o da mı olmadı; havaya dem vurmalar'' anne yarın yağmur yağacakmış okula gitmeyeyim'' baktı annesi kabul etmeye istekli hemen rüşvet:'' anne ne olur bak bir daha bütün yemeklerimi bitireceğim söz'' demeler.Tabi öğrenci kardeşimiz baktı o da olmuyor ebeveynler okula gidilmesi konusunda ısrarcı ''zaten yarın ki ders de hiç önemli değil sabah erkenden kalkıp okula gitmeme de hiç değmez,öğretmen hep zaten kitaptan okuyor''gibi ardı arkası kesilmeyen bahaneler türetebilir bir insan eğer öğrenciyse.O yüzden genelde şu saatlerde öğrenciler iki gün tatil nasıl bitti ya demeye başlamış bulunmaktadır.Ama yapacak bir şey de yok tatil bu ve doğadaki her şey gibi sonu olan bir şey.Şimdi yapacağınız tek şey;bu günün pazar olduğunu unutmaktır aynı zamanda yarının pazartesi olduğunu da unutmuş oluyoruz pazartesiye kadar olan yaklaşık 15 saatimizi en verimli şekilde geçirmek kalıyor ha bir de son saate bırakılan ödevlerimiz var ki onları da unutmayalım.Tüm öğrencilerin çabuk bitmeyen hafta sonları geçirmeleri dileklerimle.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)